Hz. Peygamber'in (s.a.v) Savaşları

Açıklama
Kitaba Gözat
Yazar
Yorumlar
Satış
Açıklama

   Emevîler döneminin son yıllarında (130/747) dünyaya gelen Muhammed b. Ömer el Vâkıdî, II./VIII. asrın en önemli hadis, siyer ve tarih bilginlerinden biri olup onlarca eser telif etmiş; birçok öğrenci yetiştirmiştir.

   Vâkıdî'nin hocalarından derlediği binlerce rivayet, çeşitli kaynaklardan nakledilmiştir. 207 (823) yılında vefat ettiğinde geriye yüzlerce tomar döküman bırakmıştı.

   Vâkıdî'nin Kitâbü-l Mağâzî adlı eseri , Allah Resûlü'nün (s.a.v) bizzat katıldığı gazveler ve gönderdiği seriyyeler hakkında başka kaynaklarda bulunmayan önemli bilgiler ihtiva etmektedir. Kitabında bazen metin naklettiği rivayetlerle ilgili tenkidi de yapar.

   Bu eser, Hz. Peygamber'in hayatıyla ilgili yapılacak çalışmalarda ihmal edilemeyecek en eski birkaç temel kaynaktan biridir. 

 

Kitaba Gözat
Yazar

Ebû Abdullah Muhammed b. Ömer el-Vâkıdî

Ebû Abdullah Muhammed b. Ömer el-Vâkıdî, el-Vâkıdî’nin öğrencisi ve kâtibi İbn Sa‘d’ın anlattığına göre H. 130 yılında, Mervân b. Muhammed’in hilafetinin son zamanlarında, Medine’de dünyaya geldi.

es-Safedî ve İbn Tağrîberdî’nin anlattıklarına göre el-Vâkıdî H. 129’da dünyaya gelmiştir. Ebü’l-Ferec el-İsfahânî’nin anlattığına göre el-Vâkıdî’nin annesi, baba tarafından Fars kökenli olup İsa b. Cafer b. Sâib Hâsir’in kızıdır.

el-Vâkıdî, Benî Eslem’in bir boyu olan Benî Sehm’in azatlı kölesiydi. İbn Hallikân’ın anlattığı gibi, Benî Hâşim’in azatlı kölesi değildir.

Kaynaklar Vâkıdî’nin hayatının ilk yılları hakkında bilgi vermiyorlar. Ancak el-Vâkıdî’nin erken yaşlarda meğâzî ve Siyer-i Nebî hakkında malumat toplamak konusunda çaba sarf ettiği açıktır.

İbn Asâkir’in el-Müseyyebî’nin anlatımıyla naklettiği rivayet şöyledir: el-Vâkıdî Mescid-i Nebevî’deki bir sütunun yanında otururdu. Kendisine, “Ne okuyorsun?” diye sorulduğunda, “Biraz meğâzî okuyorum.” derdi. el- Hatîb el-Bağdadî, aynı haberi es-Semtî’den de nakletmiştir.

Kaynakların büyük çoğunluğu, Vâkıdî’nin haberleri, hadisleri ve muhtelif rivayetleri toplamaya çok önem verdiğini ve bu yolda çok çaba sarf ettiğini ifade etmektedir.

İbn Asâkir, el- Hatîb el-Bağdadî ve İbn Seyyidü’n-Nâs’ın rivayetlerine göre el-Vâkıdî şöyle demiştir: “Sahâbe çocuklarından, şehit çocuklarından veya mevaliden her kime rastladıysam mutlaka, ‘Ailenden herhangi birisinden babanın nasıl ve nerede şehit edildiği hakkında sana haber verenler oldu mu?’ diye sorardım. Eğer bana bilgi verdiyse, hemen anlatılan yere gider ve orayı gözümle görürdüm. Ben el-Müreysî Gazvesi’nin yapıldığı yere gittim ve oraya baktım. Bildiğim ne kadar gazve varsa muhakkak yapıldığı yere gittim ve orayı gözümle gördüm.”

Harun el-Fervî’den benzer haberler rivayet edilmiştir. Bu rivayetlerde söyle der: el-Vâkıdî’yi Mekke’de gördüm; yanında deriden bir su matarası vardı. Kendisine, “Nereye gidiyorsun?” diye sordum; “ Huneyn’i anlamak ve savaşın yapıldığı yeri görmek için Huneyn’e gitmek istiyorum.” dedi.

el-Vâkıdî’nin bu husustaki şöhretine Harun er-Reşîd ve Yahya el-Bermekî’nin Hac ziyaretleri şahitlik yapmaktadır. Şöyle ki: Harun er-Reşîd ve Yahya el-Bermekî hac ziyaretlerinde Medine’ye uğradıkları zaman, şehitlerin kabirlerini ve savaşların yapıldığı yerleri kendilerine gösterecek birini istediler. Ziyaretlerinde onlarla arkadaşlık yapanlar el-Vâkıdî’yi onlara gösterdiler. el-Vâkıdî, onları götürmediği bir yer veya savaş alanı bırakmadı.

Yahya b. Hâlid el-Bermekî ile karşılaşması, el-Vâkıdî’ye hayır ve bereket getirdi. Aralarındaki bu dostluk ilişkisi, Bermekîlerin yıkılışına kadar devam etti. Harun er-Reşîd’in kendisine verdiği bu bağışla -ki yaklaşık 10.000 dirhemdi-, çocuklarından bazılarını evlendirdiği gibi, birikmiş borçlarını ödemek için de harcadı. el-Vâkıdî bu paralarla bolluk içinde yaşamaya başladı.

el-Vâkıdî’nin hayatını anlatan bütün kaynaklar, onun cömert, kerim ve sahavet sahibi olduğunu kaydetmektedirler. Öyle ki, onun bu sahaveti, maddî açıdan sıkıntı çekmesine de yol açmış, hatta hayatı boyunca bu sıkıntılarla baş etmeye çalışmıştır.

el-Vâkıdî’nin vefat tarihinde ihtilaf edilmiştir. İbn Hallikân’a göre el-Vâkıdî H. 206’da vefat etmiştir. Aralarında İbn Sa‘d’ın et-Tabakatadlı kitabının da yer aldığı diğer bazı kaynaklar göre el-Vâkıdî H. 207’de, Zilhicce ayında vefat etmiştir.

Hatîb el-Bağdadî, Abdullah el-Hadramî’ye ulaşan senediyle yaptığı rivayete göre el-Vâkıdî H. 209’da vefat etmiştir. Eğer bu rivayetlerden birisini tercih edecek olursak, ikinci sırada İbn Sa‘d’ın naklettiği rivayet, daha çok kabul edilebilir görünmektedir. Çünkü İbn Sa‘d hem onun öğrencisi, hem ona yakın birisi, hem de onun kâtipliğini yapmıştır. Nitekim İbn Sa‘d vefat gecesi, defin günü, ayı ve yılı hakkında şöyle der: “el-Vâkıdî, H. 207 yılında, Zilhicce’nin on birinde, Salı gecesi Bağdat’ta vefat etti. Salı günü, 87 yaşında iken el-Hayzürân Kabristanı’nda defnedilmiştir.” Bu, birçok kaynakta yer almış olması bakımından en doğru olan rivayettir.

Yorumlar

YorumlarYorum Yaz

Yorum Yaz

Satış

Tek Cilt Yeniden Düzenleme