Salihlerin Hikayeleri

Açıklama
Yazar
Yorumlar
Satış
Açıklama

Allah, dostları için tecelli etmiş, onlar Allah'ın cemâlini, bütün mülkü, melekler ve gayb âlemindeki acayiplikleri müşâhede etmişlerdir. Bu müşâhede sayesinde kalp gözleri açılmıştır.

Veliler Allah tarafından çok sayıda nimetlere, rahmete ve hoşnutluğa kavuşmuşlardır. Yüce Allah onları cennet bahçelerine yerleştirmiştir. Onlar Allah'ın nimet verdiği peygamberler, sıddîklar, salihler ve şehidler ile beraber nimetlenmişlerdir. Allah-u Teâlâ, iki cihanda onları en yüksek makamlara yükseltmiştir.

İmam Yâfiî, Allah’ın bu veli kullarını konu alan kitabını kaleme alış sebebini ve eserini hazırlarken nelerden istifade ettiğini şöyle açıklar:

Ben evliyaları ve salih kimseleri çok seven, zevk ve şevk ehli, ilim ve irfan sahibi sofilere âşık biri olduğum için, onların sözlerine, hakikat kitaplarında olan hikâyelerine gönül verdiğim için böyle bir eseri yazmayı uygun gördüm…

Bu eserimi, büyük imamların güzel menkıbelerini anlatan birçok kitaptan seçip alarak hazırladım.”

Okuyan herkesin istifade etmesi için büyük bir titizlikle seçilen hikâyeler; evliyalardan, salihlerden, sûfî şeyhlerinden, cezbe sahibi din ehlinden, sıddîklardan olan kimselerin, zâhid, âbid ve mücâhid olan fakir ve yoksulların başlarından geçen olayları anlatır.

Yazar

İmam Yâfîî

İmam Yâfiî, Şâfiî mezhebine mensup bir fıkıh âlimi olmakla birlikte, evliyaullahtan kabul edilir. Tam adı, Abdullah b. Esad b. Ali b. Süleyman b. Fellâh el-Yemenî’dir. Yâfiî 1 diye meşhur olmuştur. Künyesi Ebû Muhammed, Ebü’l- Berekât lakabı Afîfüddîn’dir. Kutb-i Mekke diye de bilinir. 1298 (H. 696) senesinde Yemen’in Aden şehrinin yakınlarında bir yerde doğmuş, orada büyümüştür. 1367 (H. 768) yılında da Mekke’de vefat etmiştir. Henüz küçük bir çocuk iken bile evinden hiç dışarı çıkmaz, zamanının çocuklarının oynadığı oyunlardan uzak dururdu. Yaşıtlarının aksine ilim öğrenmeye iştiyaklı olan İmam Yâfiî, Yemen’de Allâme ez-Züheynî, el-Başşalî ve Aden Kâdısı el-Harrâzî’den aklî ve naklî ilimleri öğrendi. 1313 (H. 712) senesinde Mekke-i Mükerreme’ye hacca gitti. Sonra Aden’e geri döndü. Allah kendisine halveti 2 ve insanlardan uzaklaşmayı, dağlarda seyahat etmeyi, sûfîler ve fakirler ile sohbeti sevdirdi. Şeyh Ali b. Abdullah et-Tavâşî’nin sohbetlerine katıldı.

Bu zât Yâfiî’nin tarikat ve tasavvufa girmesine vesile olan kişidir. Tarîkat silsilesi birkaç koldan Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerine ulaşır. O sıralar ilim ya da tasavvuftan birini bırakmak gönlünden geçiyordu. Bu hususta kendisine yardımcı olabilecek kalbine bir ilham gelmesi için sıklıkla okuduğu bir kitabı açıp okumak istedi. Kitapta o zamana kadar hiç görmediği bir sayfa gördü. sayfada şu beyit vardı:

Üzüntülerini at, işini kazaya bırak
Bâzan darlık açılır, bâzan dar olur fezâ
Sıkıntının ardından bakarsın gelir rızâ
Bir hâlle sevinirsin, mâziyi unutturur.
Allah dilediğini yapar, sakın sen yüz döndürme.

Bu beyti gören Yâfiî ilme devam etmeye karar verdi. 1320 (H. 718) yılında Mekke-i Mükkerreme’ye geri döndü ve oraya yerleşip evlendi. Oradaki âlimlerin derslerine katıldı. Kâdı Necmeddîn et-Taberî’den el-Hâvi’s Sağir isimli kitabı okudu. Kitabı bitirdiğinde Kâdı Necmeddîn orada hazır bulunanları etrafına toplayıp; “Şahîd olun ki, Yafiî bu kitabın içindekiler hakkında benim hocamdır” dedi.

Yafiî bunun yanı sıra Kâdı Necmeddîn et-Taberî’den Müsned-i Şâfiî’yi, Fazâil-i Kur’an’ı ve Târih-i Mekke’yi okudu.

Radıyüddîn et-Taberî’den İbnü Mâce dışında Kütübü Sitte’yi, Müsned-i Dârimî, Sahih-i İbni Hibbân, Siretü İbni İshâk ve İbni Salâh’ın Ulûmu’l Hadîs’ini okudu. Zeccâc’ın el-Cümel isimli kitabını ezbere biliyordu.

Sonra âilesini bırakarak Mekke’den ayrıldı ve on sene insanlardan uzak yaşadı. O esnada Mekke ile Medine arasında gidip geliyordu. Bir süre Mekke’de bir süre Medine’de kalıyordu.

1333 (H. 734) senesinde Şam bölgesine gitti. Kudüs’ü ve orada bulunan İbrahim aleyhisselamın makamını ziyaret etti. Oradan Şam’a, sonra da Mısır’a giderek İmâm-ı Şâfiî hazretleri ve Zünnûn-i Mısrî’nin türbelerini ziyaret etti. Karâfe denilen yerde Hüseyin el-Hâkî ve Şeyh Abdullah el-Menûfî’nin sohbetlerinde bulundu.

Evliyanın kerametiyle ilgili olarak kendisine soru soran talebelerine şöyle söyledi:

“Allah-u Teâlâ’nın yardımı ile derim ki, evliyadan kerametlerin ortaya çıkması, meydana gelmesi, aklen caiz ve naklen vâkidir. Aklen caiz olması: Allah-u Teâlâ her şeye kâdirdir. Kerametler de mucizeler gibi mümkün olan şeylerdir. Ehl-i Sünnet vel Cemaat âlimleri eserlerinde böyle olduğunu bildirmişlerdir. Bu tüm dünyada böyledir.”

Yâfiî hazretleri bir süre sonra 1337 (H. 738) senesinde tekrar Mekke’ye döndü. Orada yeniden evlendi. Sonra hocası Şeyh Ali Tavâşî’yi ziyaret için Yemen’e kısa bir seyahatte bulundu. Tekrar Mekke’ye döndü. Orada insanlara İslâmiyet’in emir ve yasaklarını anlatıp talebe yetiştirmeye devam etti. Abdullah Yâfiî Hazretleri talebelerine karşı çok özenli idi. Onların tüm ihtiyaçlarını karşılardı. Tasavvuf yolundaki ve ilimdeki şöhreti her trafa yayılmıştı. Mekke’de bulunduğu zamanda hac için İslâm memleketlerinden gelen ve onun şöhretini duyan pek çok âlim, velî ve salih kimse onun ilim meclisine ve sohbetlerine katıldılar. 1367 (H. 768) senesinde Mekke-i Mükerreme’de vefat etti. Ertesi gün Cennetü’l-Muallâ kabristanında Fudayl b. Iyaz’ın yanına defnedildi.

Ömrünü ilim öğrenmek, öğretmek ve insanlara İslâmiyet’in emir ve yasaklarını anlatmakla geçiren İmâm-ı Yâfiî Hazretleri birçok ilim dalına ait çeşitli eserler yazdı.

Yorumlar

YorumlarYorum Yaz

Yorum Yaz

Satış

İthal Kâğıt  -  Karton Kapak  -  45,00 TL  -  978-605-5457-07-5