Tevbe Hikâyeleri

Açıklama
Yazar
Yorumlar
Satış
Açıklama

Müellif, bu kitapta, Hz. Âdem (a.s.) döneminden, kendi yaşadığı hicrî yedinci asrın başlarına kadar olan süreçte tevbe edenlerin hallerini dile getirmektedir. İlk etapta meleklerin tevbesinden başlayıp sonra onlardan Hârut ve Mârut’un olayını ele alan yazar akabinde, hikâyeleri Kuran'ı Kerim'de geçen bazı nebi ve resûllerin tevbelerini zikretmektedir. Yanı sıra, geçmişte yaşamış bazı meliklerin tevbelerinden söz ettiği gibi Resûlullah’tan önce yaşamış olan benî İsrâil kavminin bazı peygamberlerinin tevbelerinden de bahsetmektedir. 

 
Daha sonra, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) bazı sahabelerinin tevbeleri ile kendi zamanına kadar ulaşan bu ümmetin melik, sultan ve devlet başkanlarının tevbelerini ele almaktadır. Söz konusu bu sultanlar ya bozuk inançlarından ya insanların haklarına tecavüz etmiş olmalarından ya içki içmelerinden ya sihirle uğraşmalarından ya da zina yapmalarından dolayı Allah’a karşı gelmiş olup işlemiş oldukları kötü ameller sonrası tevbe etmiş kişilerdir. 
 
Eser, kitap ehlinden İslamiyet’le kaynaşıp Resûlullah’ın (s.a.v.) davetine icabet edenlerin hayat hikâyeleri ile son bulmaktadır. Yazar çalışmasında Yüce Allah’ın (c.c.) kitabında yer alan kıssalardan yararlanmış, Resûlullah’ın (s.a.v.) bize aktardığı hususlardan, sahih hadis metinlerinde tedvin edilmiş hadislerden, vaaz ve nükteli haberlerle dolu kitaplardan istifade etmiştir.

Yazar

Ebu Muhammed Abdullah el-Hanbelî

Bu zat imam, fakih, zahid ve şeyhülislam unvanına sahip Ebu Muhammed Abdullah b. Ahmed b. Muhammed b. Kûddame el-Makdisi el-Hanbelî'dir.
 

Müellif, Şaban ayının h. 541 yılında doğmuştur. Doğum yeri Filistin topraklarındaki Beytü'l-Makdis'e yakın ve Nablus kentine bağlı "Cemail" yerleşim merkezidir. Hıristiyanlar o dönemde Beytü’l Makdis ve dolaylarını egemenlikleri altına almışlardı. Babası Ebûl-Abbas Ahmed b. Muhammed b. Kûddame, aşiretin reisi ve bu mübarek soyun ileri geleni idi. Ailesi ile iki oğlu Ebu Amr ile Muvaffakuddin ve teyzelerinin oğlu olan Abdulgani el-Makdisi h. 551 yılında Dımaşk’a hicret etmişlerdi. Hafız Ziyauddin el-Makdisi'nin bu zatın Dımaşk’a hicret sebebiyle ilgili bir telifi vardır. Bu aile, Dımaşk’taki Ebu Salih’in mescidinin doğu kapısı civarına yerleştikten iki sene sonra Dımaşk’ın Salihiye mahallesindeki Kâsiyun Dağı diye bilinen bölgeye taşınır. Bu sırada el-Muvaffak, Kur’an-ı Kerim'i ezberlemekle meşgul olup ilk derslerini fazilet, iyilik ve zühd anlayışıyla tanınan babası Ebû’l-Abbas’tan alır. Daha sonraki süreçte Dımaşk’ın şeyh ve âlimlerinden ders almış ve fıkıhta yazılan belli başlı birçok eseri ezberlemiştir. Yaşı yirmi beşe varınca aynı yaşta olan teyzesinin oğlu Abdulgani el-Makdisi ile birlikte Bağdat’a giderler. el-Muvaffak ilk etapta ve az bir süreliğine de olsa Bağdat’ta bulunan Şeyh Abdulkadir Geylanî'den ders almaya başlar.  Şeyh de o sıralarda doksan yaşında imiş. Bu zâtın yanında daha önce Dımaşk’ta ezberlediği Muhtasar’ul-Hiraki adlı eseri inceden inceye okur. Bilahare Şeyh Abdulkadir el-Geylanî (r.h.) vefat edince Nasihu’l-İslam unvanıyla tanınan Ebu’l-fetih denen zâttan kendi mezhebiyle ilgili etraflı dersler alır ve Bağdat’ta dört sene kadar kalır. Bu süreçte başta Hibetullah b. ed-Dekkak olmak üzere alanında çok yetkin  olan ulemadan ilim öğrenir.

                Daha sonra ev halkı ile birlikte Dımaşk’a döner. Hicrî 567 senesinde Bağdat’a bir daha yolu düşer ve orada kaldığı bir sene zarfında Ebu’l-Fetih İbnu’l Müna’dan ders alır. Tekrardan Dımaşk’a geri döndükten sonra ise el-Muğni adlı eserini kaleme alır ki, bu kitap fıkıh konusunda yazılmış Muhtasar’ul-Hiraki adlı eserin şerhidir. el-Muğni, İslam âleminde o dönemde yazılan fıkhî eserlerin en büyüğüdür. Özellikle İmam Ahmed’in mezhebinde yazılan eserlerin en hacimlisidir. Onun hakkında Sultanu’l-Ulema el-İzz b. Abdusselam "Benim fetva konusunda tatmin olduğum bir dönem olmadı. Ancak el-Muğni’den bir nüsha elime geçince tatmin oldum" demiştir.
Bir çok kişi kendisinden hadis ve fıkıh dersleri alır. Kardeşinin oğlu Kâdî’ül-Kudât Şemsuddin b. Ebu Ömer bunlardan sayılabilir. Verdiği derslerin yanı sıra değişik ilimlerde de telif ve eserler vermiştir. Özellikle maharet kesbettiği fıkhî ilimlerde çok ilerlemiş ve bu sahada üstünlüğünü kanıtlamıştır. Öylesine ki, ilimde parmakla gösterilecek düzeye gelmiş ve onun faziletleri, menkıbeleri birçok kimse tarafından takdir ile karşılanmıştır.
 

Şeyhü’l-İslam İbni Teymiye der ki: "Evzai’den hariç Muvaffak'tan daha âlim biri Şam’a gelmemiştir." İbnu's-Salah der ki: "Ben el-Muvaffak gibisini görmedim." İbnu’l-Cevzi der ki: "Muvaffak'ı gören sahabelerden birisini görmüş gibidir." Onun yüzünde nurlar beliriyordu. Birçok ilimde önder idi. Yaşadığı dönemde kardeşi Ebu Amr el-İmad’dan sonra daha takvalı ve engin ilmî bilgiye sahip biri olmamıştır. Hayâ duygusu oldukça fazla, dünya ehlinden ayrılmış, yumuşak huylu, tevazu sahibi, yoksul sever, güzel ahlak sahibi, cömert, ibadeti fazla, fazileti engin, kavrayışı keskin, ilminde inançlı ve sebatlıydı. Gereksiz konuşmayı sevmeyen, vaktinin çoğunu ibadetle geçiren, görüntüsü ile insanı etkileyen bir kişiliğe sahipti. Hakkında çokça menkıbe anlatılmaktadır.
 

Hafız Ziyaüddin el-Makdisi onun hayatı ile ilgili bir kitap yazmıştır. Ayrıca el-Hafız ez-Zehebi de sireti hakkında bir eser yazmış ve bu eserinde onu ilim ve takvasının ötesinde kahraman, cihangir Selahaddin Eyyubi'nin yanında cihada katılmış bir mücahid olarak tanıtmaktadır. Hicrî 583 yılında Haçlıları kutsal topraklardan söküp atmak için kardeşi Ebu Amr, talebelerinden bazısı ve ailesinden birçok kimse ile aynı sancak altında savaşa katılmıştır. 
 

Merhûm, fıkıh ve sair ilimlerde birçok değerli eser bırakmıştır.
 

El-Umde adlı eseri mübtediler için, el-Mukni'yi orta seviyedekiler için, el-Kafi'yi ise üst seviyedekiler için yazmıştır. Bu eserleri engin bilgiler içermekte olup ilim talebelerini yeterince tatmin etmektedir. Ayrıca Muhtasar’ul-Hiraki adlı eserin şerhi olan el-Muğni adlı eserinde içtihad yollarını arayan kimseler için rehber olsun diye ulemadan ve onların getirdikleri delillerden bahsetmiştir. Ayrıca usulü fıkıhta Ravdat'ün-Nazır adlı eseri kaleme almış, bunun yanı sıra garip hadisler ile ilgili bir de muhtasar derlemiştir. Keza Kur’an meselesi ile ilgili el-Burhan'ı yazmıştır.  el-Kader, Fedail'us-Sahabe ile el-Mutehabbin fillahi ile er-Rikêtu ve'l-Buka adlı eserlerden başka vesveseye duçar olan kimselerin yerilmesi hakkında Zemmû't-tevil’i, Kureyşlilerin nesebi hakkında da et-Tebyin adlı kitapları yazmıştır. Bunlardan başka Menasiku’l Hac ve Lümetü’l-itikad,  el-Hadi  ve Sebilü'r-Reşâd  gibi nadide eserleri de telif etmiştir.
 

Merhum, cumartesi günü Ramazan Bayramı’nda h. 620'de vefat etmiş ve Hanbeli Camisi'nin üstünde bulunan Salihiye'deki Kâsiyun tepesindeki mezarlıkta defnedilmiştir.

Yorumlar

YorumlarYorum Yaz

Yorum Yaz

Satış

İthal Kâğıt  -  Flexi Kapak  -  32,00 TL  -  978-605-5457-30-3