Sizin İçin Seçilenler

TÜM KİTAPLARI GÖRÜNTÜLE

Son Çıkanlar

5.1.2018
4.1.2018
4.1.2018
10.11.2017
9.11.2017
23.10.2017
23.10.2017
9.10.2017
4.1.2018

Allah'ın Kılıcı Halid Bin Velid

"Şimdi, kendimi at kişnemeleri arasında, 'Allah, Allah' nidalarıyla insanlara dar gelen Yermük vadisinde hissediyorum. Vallahi Rabbimden beni her gazâda diriltmesini ve o savaşın hakkını vermeyi isterim." Sonra biraz durdu ve dedi ki; "Vasiyetimi bildiriyorum, beni ayağa kaldırın..." Ayağa kaldırdılar; "Kılıcımı getirin!" "Neden efendimiz?" "Burnu üzerine düşerek hırıltılarla ölen deve gibi ölmek istemiyorum. Bu gözler korkaklar gibi uyumadı." Yüzünde soğuk terler birikiyordu; "Ölümü, savaştaymışım gibi ayakta karşılayacağım. Öldüğüm zaman atımı muharebede tehlikelere dalabilen bir yiğide veriniz. Atım ve kılıcımdan başka bir şeye sahip olmadan öleceğim. Mezarımı, bu kılıcımla kazınız. Kahramanlar kılıç ...

Detaylar
4.1.2018

Fatih Sultan Mehmed

Tarihler altı Nisan 1453'ü gösterirken, yıllardan beri hazırlıkları süren kuşatma neredeyse başlayacaktı. Sultan Mehmed Han, son emirlerini verdi; "Aslanlarım, artık sözün bittiği ve savaşın başladığı zamana Allah'ın izni ile ulaştık, büyüklerimizin dualarını aldık. "Sonra topçulara dedi ki; "Artık iki tonluk gülle atan toplarım ateşe başlasınlar, diğer küçük bataryalar da onlara katılsınlar." Sonra da havancılara dönerek emrini sürdürdü; "Havancılarım ise, Haliç'teki düşman donanmasına havan ateşi açsınlar." Sonra büyük ordusunun diger sınıflarına da şu emri verdi; "Bu arada mancınıklarım, yürüyen kulelerim, uçan füzelerim durmasın, üzerlerine düşeni yerine ...

Detaylar
10.11.2017

Yusuf Ali'nin Maceraları - 5

Aylardan ağustostu... Ortada bırakın kar, su birikintisi bile gözükmüyordu. Nereden kar bulup da bize getireceklermiş. Bunları mahalledekilere anlatsam, dünyada inanmazlar. Cesaretimi toplayıp yanlarına gitmeye karar verdim. Kevser'i, sağlam korunaklı bir yere oturttum. Bir yandan aşağıya inmeye, bir yandan da avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım. Aklıma kötü şeyler gelmeye başladı, kayalardan yuvarlanmış olabilirler mi? Biraz daha aşağıya indiğimde kuytu bir yerde mağara girişini gördüm. Var gücümle bir kez daha seslendim. Dedem koşarak dışarı çıktı. “Yusuf Ali, ne işin var burada! Buralar çok tehlikeli! Yavaşça yanımıza gel” dedi. Dikkatli bir şekilde ve düşme korkusuyla mağaraya indim. Haylazlıklarım içinde belki en heyecanlısı bu oldu.  Kocaman bir mağara karşımda ...

Detaylar
9.11.2017

İkizciler Hike'ta

“Hike” bir izcilik terimidir. Kampların ise olmazsa olmazıdır. Teknik olarak konaklamalı, uzun yürüyüş demektir. Genelde geceleri yapılır. Araya cesaret yürüyüşü eklenir. Gerçekten çok zorlu, yetenek, bilgi, gayret, kararlılık ve ekip işi olan bu hike görevi tüm izciler için aynı zamanda bir gövde gösterisidir de…  Bu görevi başaran her izci kendi gücünü de ispatlamış olur. Ancak izcilikte asla “bireysel başarı” yoktur. Her yapılan ve başarılan iş “ekibin başarısı”dır.  “Başarısızlık” da ...

Detaylar
23.10.2017

Denizler Fatihi Barbaros Kardeşler

Şanlı Akdeniz havzasında ve hatta daha uzak yerlerde Barbaros kardeşlerin mertliği, yigitligi, zaferler kazanmaları Müslümanları sevindirirken, Avrupalı sömürgecileri endişelere sevk ediyordu. Osmanlı'nın Akdeniz'deki gücünün artmasından rahatsız olan Papalık, hızla haçlı donanmasını oluşturarak başına Andrea Doria'yı getirdi. İki donanma Preveze Körfezi önlerinde karşılaştı. Yarım daire şeklinde ilerleyen Osmanlı donanmasının sağ kanadında Salih Reis, sol kanadında Seydi Ali Reis, arkada ihtiyat için Turgut Reis ve merkezde de Barbaros Hayreddin paşa vardı. Mehter marşının çoşturmasıyla ve Allah Allah nidalarıyla patlamaya hazır bir volkan haline gelen leventler hep bir ağızdan zafer marşları söylüyorlardı: Deniz üstünde yürürüz / Düşmanı arar buluruz / ...

Detaylar
23.10.2017

Savaşçıların Efendisi Alparslan

Cumâ sabahı eşsiz Sultan Alparslan her zamankinden biraz daha farklıydı. Askerinin karşısına çıktığında o bir sultan gibi değildi. Fakat sanki etrafındaki neferlerinden herhangi biriydi. Askerlerinin de ona davranışlarında büyük bir saygı vardı. Ama ona bir İmparator gibi de yerleri öperek, secde vaziyeti alarak yapmacık davranmıyorlardı. Yiğitlerinin arasında bir nefer gibi dolaştı. Onların yüzlerine baktı, gözlerindeki zafere susamışlığı hisseti. Kendisi gibi askeri de kalabalık Bizans ordusundan korkmamıştı. Bu esnada Sultan Alparslan'ın bir şey söylemeksizin onların yüzlerini ve gözlerini okuyan ifadelerle gezişini diller târif edemezdi. Sanki neferler bakışlarıyla şöyle diyorlardı; "Bizim yanımızda sizin gibi mert bir Sultan olduktan sonra, ölüme de gideriz, zafere de... Sen yeter ki emir ver, ...

Detaylar